Teknik Bilgiler
Stok Kodu
9789750813580
Boyut
13.50x20.00
Sayfa Sayısı
144
Basım Yeri
İstanbul
Baskı
1
Basım Tarihi
2008-01
Çeviren
Yıldız Ersoy Canpolat
Kapak Türü
Ciltsiz
Kağıt Türü
1. Hamur
Dili
Türkçe
İstanbul'un Anlatımı
Yazar:
Federico Gravina
Yayınevi : Yapı Kredi Yayınları
9,26TL
6,48TL
%30
Satışta değil
9789750813580
421807
https://www.kitapburada.com/kitap/istanbulun-anlatimi
İstanbul'un Anlatımı
6.48
İspanyol denizci Federico Gravinanın 18. yüzyılın son çeyreğinde İstanbula yaptığı yolculuğunu ve mürettabatlarıyla birlikte İstanbulda gördüklerini anlattığı İstanbulun Anlatımı, Osmanlı İmparatorluğuna, Saraya, Osmanlı toplumuna, âdetlerine, yaşam biçimine, İstanbulda yaşayan diğer halklara, yapılara ve gündelik yaşantıya ilişkin Batılı bir gözden yansıyan yer yer abartılı gözlemleri sunuyor okuyucuya.
Tadımlık
Türkler sıcak hamamlardan çok zevk alıyorlar ve mimarisi Saray bölümünde açıklanmış olan hamamlar içindeki birtakım odalarda yıkanıyorlar. Sürekli olarak küçük fincanlarla şekersiz kahve içiyorlar. Çok değerli pipolar kullanıyorlar ve enfiye çekiyorlar. Sıradan insanlar için bu içeceklerin, tütünün ve enfiyenin verildiği kahvehaneler var. Şarap yasak olduğu için onun yerine afyon kullanılıyor ve İstanbulda afyon içmek için tiryaki çarşısı ya da afyon pazarı adı verilen bir yerde toplanıyorlar. Bunu, zeytin taneleri gibi tabletler halinde hazırlıyorlar. Afyonu çok kullananlar sarhoşluğun doğal etkisini aşarak aptallaşıyorlar, sararıp soluyorlar, zayıflıyorlar. Türk zenginleri üç çift kürekli özel kayıklarıyla İstanbul limanında dolaşmak ya da iş için çıkıyorlar. Kendilerine hizmet eden uşakları, kaftanlarını, üniformalarını giyiyorlar ve beyin arkasından yürüyorlar. İstanbula ise at üstünde, çevrelerinde uşaklarla gidiyorlar, ama genel olarak tebdil-i kıyafetle gidiyorlar, böylece maiyetlerinden tasarruf etmiş oluyorlar.
Tadımlık
Türkler sıcak hamamlardan çok zevk alıyorlar ve mimarisi Saray bölümünde açıklanmış olan hamamlar içindeki birtakım odalarda yıkanıyorlar. Sürekli olarak küçük fincanlarla şekersiz kahve içiyorlar. Çok değerli pipolar kullanıyorlar ve enfiye çekiyorlar. Sıradan insanlar için bu içeceklerin, tütünün ve enfiyenin verildiği kahvehaneler var. Şarap yasak olduğu için onun yerine afyon kullanılıyor ve İstanbulda afyon içmek için tiryaki çarşısı ya da afyon pazarı adı verilen bir yerde toplanıyorlar. Bunu, zeytin taneleri gibi tabletler halinde hazırlıyorlar. Afyonu çok kullananlar sarhoşluğun doğal etkisini aşarak aptallaşıyorlar, sararıp soluyorlar, zayıflıyorlar. Türk zenginleri üç çift kürekli özel kayıklarıyla İstanbul limanında dolaşmak ya da iş için çıkıyorlar. Kendilerine hizmet eden uşakları, kaftanlarını, üniformalarını giyiyorlar ve beyin arkasından yürüyorlar. İstanbula ise at üstünde, çevrelerinde uşaklarla gidiyorlar, ama genel olarak tebdil-i kıyafetle gidiyorlar, böylece maiyetlerinden tasarruf etmiş oluyorlar.
- Açıklama
- İspanyol denizci Federico Gravinanın 18. yüzyılın son çeyreğinde İstanbula yaptığı yolculuğunu ve mürettabatlarıyla birlikte İstanbulda gördüklerini anlattığı İstanbulun Anlatımı, Osmanlı İmparatorluğuna, Saraya, Osmanlı toplumuna, âdetlerine, yaşam biçimine, İstanbulda yaşayan diğer halklara, yapılara ve gündelik yaşantıya ilişkin Batılı bir gözden yansıyan yer yer abartılı gözlemleri sunuyor okuyucuya.
Tadımlık
Türkler sıcak hamamlardan çok zevk alıyorlar ve mimarisi Saray bölümünde açıklanmış olan hamamlar içindeki birtakım odalarda yıkanıyorlar. Sürekli olarak küçük fincanlarla şekersiz kahve içiyorlar. Çok değerli pipolar kullanıyorlar ve enfiye çekiyorlar. Sıradan insanlar için bu içeceklerin, tütünün ve enfiyenin verildiği kahvehaneler var. Şarap yasak olduğu için onun yerine afyon kullanılıyor ve İstanbulda afyon içmek için tiryaki çarşısı ya da afyon pazarı adı verilen bir yerde toplanıyorlar. Bunu, zeytin taneleri gibi tabletler halinde hazırlıyorlar. Afyonu çok kullananlar sarhoşluğun doğal etkisini aşarak aptallaşıyorlar, sararıp soluyorlar, zayıflıyorlar. Türk zenginleri üç çift kürekli özel kayıklarıyla İstanbul limanında dolaşmak ya da iş için çıkıyorlar. Kendilerine hizmet eden uşakları, kaftanlarını, üniformalarını giyiyorlar ve beyin arkasından yürüyorlar. İstanbula ise at üstünde, çevrelerinde uşaklarla gidiyorlar, ama genel olarak tebdil-i kıyafetle gidiyorlar, böylece maiyetlerinden tasarruf etmiş oluyorlar.
- Yorumlar
- Yorum yazBu kitaba henüz kimse yorum yapmamıştır.